Hala iyi…

Luca çok iyi bir iki ay geçirdi. Uzunca bir suredir ilk kez ağrılarla ya da ilaçların yan etkileriyle boğuşmak zorunda kalmadı. Los Angeles’taki muhteşem doktorlar ellerinden geleni yaparak Noel ve yeni yıl tatilini İsveç’te, evimizde geçirmemizi sağladılar. Luca, Los Angeles’ı sevse de evini, oyuncaklarını, arkadaşlarını özlüyordu; o yüzden döndüğüne çok sevindi. Kendini iyi hissettiği için yuvaya dönmesi konusunda da tereddüt etmedik. Hem Lund’daki doktorları, hem de buradaki dostlarımız şaşkınlık içindeydi. Sanki Luca hiç hasta değildi, olmamıştı!

Ocak başında testler ve check-up için yeniden Los Angeles’a gitmemiz gerekti. İsveç’te de bazı testler yapılmıştı ama sonuçlarını bilmiyorduk. Zaten önemli olan ABD’de yapılacak olan MIBG testi idi.

Ne yazık ki test sonuçları bizim için de, doktorları için de bir hayalkırıklığı oldu. Tümörlerin hepsi yerinde duruyordu. Hatta omzunda yeni bir tümör keşfedildi (doktor Araz Marachelian’a göre bu tümör muhtemelen yeni değildi; tam vücut taraması yapılmadığı için gözden kaçmış olmalıydı). Tümörlerin büyüklüğü ile ilgili bir karşılaştırma yapma imkânı da yoktu, çünkü İsveç’te yapılan bir önceki testler birtakım teknik sorunlar nedeniyle yeterince net çıkmamıştı. Sonuç olarak tümörlerin büyümediğini (ya da en azından aynı hızla büyümediğini) görebiliyorduk ama son testlerle küçülmediklerini de öğrenmiş olduk. Başka bir deyişle, Lorlatinib yaz ayları boyunca kanserin kontrolden çıkmasını engelleyen kemoterapininkine benzer bir etki gösteriyordu. Luca’nın durumu “stabil” idi; tedavi yönünde bir ilerleme henüz olmamıştı.

Şimdi yine Lund’dayız. Luca hala iyi ve normal hayatına devam ediyor. Hala “ihtiyatlı iyimserliğimizi” koruyoruz, ama bu kez ihtiyatlı olmaya daha fazla önem veriyoruz. Bu tedaviye başlamadan önce de ALK türü genetik değişimleri hedef alan ilaçların en büyük sorununun tümörlerin bir süre sonra bu ilaçlara karşı bağışıklık kazanması olduğunu biliyorduk. Lorlatinib bu sorunu çözmek amacıyla geliştirilmiş, ama daha önce de yazdığımız gibi, ilaç henüz çok yeni ve hakkında bilmediğimiz çok şey var. Denemeye katılan diğer çocuklar hakkında detaylı bilgimiz olmasa da bazı durumlarda kanserin şimdiden direnç göstermeye başladığını öğrendik.

Bu nedenle bir yandan güzel günlerin devam etmesini umarken bir yandan da alarm seviyesini yükseltmeye ve bir B planı hazırlamaya karar verdik. İlaç işe yaramamaya başlarsa fazla vaktimiz olmayacak çünkü. Söylememize gerek yok belki ama kahramanımız, küçük Ninja’mız mücadele ettiği sürece biz de mücadeleyi bırakmayacağız. İsveç’teki doktorları artık burada onun için yapılabilecek bir şey kalmadığını söylediler (acıları dindirmeye yönelik palyatif tedavi dışında). Biz de bunun üzerine daha önce bize önerilen, ancak yeterli miktarda para toplayamadığımız için katılamadığımız New York Sloan Kettering’deki tedaviyi Barcelona’da uygulamaya başlayan Sant Joan de Déu hastanesiyle bağlantı kurduk. Hastane, Luca’nın hastalığı ilerlemeye başlarsa onu programlarına kabul edebileceklerini söyledi. Tahmin edilebileceği gibi, Avrupa’da tedavi için istenen ücret ABD’ninkinin epey altında. Ancak biz topladığımız 250.000 doların büyük bir bölümünü Michigan ve Los Angeles’ta harcadık. Bu nedenle kötü bir gelişmeyle karşı karşıya kalınması durumunda yeniden bağış toplamamız gerekecek.

Su an içinse böyle bir durum söz konusu değil. O nedenle tek yaptığımız şimdiki zamana odaklanmak ve mucizenin sürmesini umut etmek. Her zamanki gibi dualarınıza, iyi dileklerinize ihtiyacımız var. Bugünlere onlar sayesinde geldik; bizi daha ileri götüreceklerinden kuşkumuz yok.

3 Yorum yapılmış On Hala iyi…

Bir yorum yazın:

E-posta adresiniz gözükmeyecektir.

Site Footer